Cum, Eki 20, 2017 - 00:57
A- A A+
SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ
Londra Cuma 20 Ekim - 00:57 Rain 13 °C Yarın Rain showers 14 °C

Ortadoğu hastalıklarına alışma Türkiye!

Yayınlandı 22 Şubat 2016 - 21:43
ABDÜLHAMİT BİLİCİ

Ortadoğu'da on binlerce insan, patlayıcı yüklü araçların ve canlı bombaların kullanıldığı terör eylemlerinde can veriyor.

Irak, Pakistan, Suriye ve Afganistan gibi ülkelerde bu katliamlar artık öyle sıradanlaşmış ki, her gün yaşanıyor ve sadece ölenlerin sayısı verilip geçiliyor.

Kurbanların sayısı 100'ü geçmedikçe konuşulmuyor bile. Irak, Suriye veya Pakistan'da şimdiye kadar böyle kaç katliam yaşandığını, ölen ve yaralananların sayısını, kaçının kadın ve çocuk olduğunu öğrenmek bile imkânsız.

Geçenlerde tıp dergisi Lancet'in bir araştırmasında bazı ipuçlarına rastlamıştım. Irak'ta sadece 2003-2010 arasında 1.003 intihar saldırısı gerçekleşmiş ve 12 bin 284 Iraklı hayatını kaybetmiş. 200 de yabancı ölmüş. Bir pazar yerinde, camide ya da ekmek kuyruğunda patlayan bombayla ölmek artık sıradan çoğu Ortadoğu ülkesinde.

Siz hiç duydunuz mu, yaşanan bu katliamlardan sonra toplumun hep birlikte kurbanlar için yas tuttuğunu?

Siz hiç duydunuz mu, bu vahşi saldırıları önleyemediği için vicdani sorumluluk duyarak bir bakanın, bir başbakanın ya da halkın güvenliğinden sorumlu yetkililerin istifa ettiğini?

Siz hiç duydunuz mu, Bağdat, Şam, Musul veya Karaçi'de yaşanan katliamların perde arkasının aydınlatıldığını, sorumluların bağımsız yargı tarafından cezalandırıldığını, o ülke meclislerinde partilerin bir araya gelip bu vahşetlerin nasıl önüne geçileceğini müzakere ettiğini veya soruşturma komisyonları kurduklarını?

Siz hiç duydunuz mu, hayatını kaybeden binlerce masum insanın hatırasını yaşatacak küçük bir anıt dikildiğini ya da sivil toplumun bu katliamları protesto etmek için medeni eylemler yaptığını?

Siz hiç duydunuz mu, bu ülkelerdeki katliamları kınamak için dünyadan güçlü dayanışma mesajlarının geldiğini?

Kolay kolay duymazsınız, çünkü Ortadoğu ligindeki standart budur. Ve herkesten önce toplumlar bunu kabullenmiştir. İnsan hayatı ucuzdur. Ölen öldüğüyle kalır. Yetkililerden hesap sorulmaz. Özgür olmadığı için medya yanlışları sorgulayamaz. Yargı, bağımsız olmadığı için olayları aydınlatamaz. Yanlışları dile getirenler, ya öldürülür ya hapse atılır. Şanslı iseler sürgün edilir.

Hukuksuzluklara ve katliamlara alışırsak...

Ülkemiz, 3-4 sene öncesine kadar demokrasi, özgürlük, adalet, insan hakları, kalkınma gibi umut verici adımlarıyla bu perişan Ortadoğu'ya ilham ve heyecan veren bir konumda iken ne olduysa son dönemde oradaki tüm hastalıkları kaptı. Ortadoğu'yu etkileyeyim derken fena halde oradan etkilendi.

Reyhanlı, Suruç, Diyarbakır ya da Ankara'da yaşanan katliamlara yaklaşımımız, gittikçe Irak ya da Pakistan'da gösterilen tutuma benzemeye başladı. Artık biz de ortak bir yas tutamıyoruz. Kimseden hesap sorulmuyor. Ortaya çıkan ihmallere rağmen kimse sorumluluk üstlenmiyor. Zafiyetler soruşturulmuyor. Medyanın konuyu tartışması yasaklanıyor. Cenazeler kalkıyor ve hiçbir şey olmamış gibi hayat devam ediyor.

Hızla alt lige düştüğümüzün tek göstergesi, rutinleşen katliamlar ve bunlar karşısındaki Ortadoğulu tavrımız değil. AİHM'deki Türk yargıç Işıl Karakaş, bu hafta İstanbul'daki konferansında Avrupa'da ifade özgürlüğü ihlallerinde 300 dava ile birinci olduğumuzu hatırlattı. Soma'daki maden faciasında tek kamu görevlisi yargılanmadı ve bir memur bile istifa etmedi. Yargı sistemimiz, madenciyi tekmeleyen yetkiliyi değil, dayak yiyen madenciye ceza kesti. Kızının da girdiği sınavdaki torpili deşifre eden savcının görev yeri değiştirildi.

Böyle devam edersek sonumuzun nereye varacağı ortada: En az 200 yıllık modernleşme mücadelesine; Avrupa Konseyi'nden NATO'ya, OECD'den AB'ye tüm Batı kurumlarının içinde olmamıza rağmen Irak, Suriye gibi ülkelerle birlikte Ortadoğu ligine düşüş. Evet, işaretler kötü. Ama bu hukuksuzluklara ve katliamlara alışırsak o zaman kötülük kalıcı olacak. Alışmayalım ki, Ortadoğu hastalıkları güzel ülkemize küme düşürmesin ve dünya en azından bizi gelişme umudu olan ülkeler arasında görmeye devam etsin.