Paz, Ağu 20, 2017 - 14:34
A- A A+
SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ
Londra Pazar 20 Ağustos - 14:34 Cloudy 19 °C Yarın Partly cloudy 20 °C

İngiltere'de bakanlar nasıl istifa eder?

Yayınlandı 24 Aralık 2014 - 13:02

KADİR UYSALOĞLU

İngiltere'de, 700 bin TL'lik kol saatinin bir bakana hediye edildiği ortaya çıksaydı ne olurdu? Bir bakanın çocuğunun evinde 7 çelik kasa görüntülenseydi peki? Veyahut devlet bankasının genel müdürünün evinde ayakkabı kutularının içine istiflenmiş yüzbinlerce dolar bulunsaydı?

Peki İngiltere'de bir maden kazasında, ihmaller zinciri sonucu, 300 kişi hayatını kaybetseydi ilgili bakanlar ne yapardı? Yüzlerce kişinin yaşamını kaybettiği katliam gibi bir maden kazası sonrası başbakan ve bürokratları, taziye için gittikleri bölgede, acılı şehit yakınlarını teselli etmek yerine, tekme tokat dövmesi karşısında ülkede ne yaşanırdı?

İngiltere'nin yakın tarihinde, Türkiye'deki bu benzer hadiselere şahit olunmadığı için, "böyle olsa ne olurdu"nun cevabını net olarak vermek zor. Ancak, siyasetçilerin yüz kızartıcı suçlara karışması durumunda neler yaşandığını karşılaştırarak bir fikir elde edilebilir.

'Dadının vize işlemini hızlandır' e-maili istifa ettirdi

Tony Blair hükümetinde İçişleri Bakanı olarak görev yapan David Blunkett, eski sevgilisinin çocuklarının dadısına vize alımı konusunda kolaylık sağladığı ortaya çıktı. Blunkett’in bakanlık sekreteryasından göçmen ofisine gönderilen mailde, “İltimas sağlamayın sadece süreci hızlandırın.” ifadeleri yer alıyordu. Bu e-mailin basına yansıması üzerine duayen siyasetçi, kabinenin önemli bakanlığından istifa etmek durumunda kaldı.  Göçmen ofisinden sorumlu bakan olmasına rağmen içişleri bakanının, bir tanıdığın ‘vize işlemini hızlandırma’ ricasını yerine getirmesi, ‘ileri demokrasilerde’ söz konusu bakanı makamından edebiliyor. Böyle çok küçük görünen bir usulsüzlüğü bile yapması durumunda, ‘makamını kendi çıkarları için kullanmak’ suçunu işlemekle karşı karşıya kalabiliyor.

Trafik yalanı siyasi yaşamını bitirdi

Chris Huhne, Avrupa Parlamentosu Milletvekili olduğu 2003 yılında, fazla hız yaptığı gerekçesiyle ehliyetinin iptalini önlemek için ceza puanlarını, o zamanki eşi olan Vicky Pryce'ın üzerine yazdırmıştı. Huhne, sürücü ehliyetinin iptalini önlemek için polise yalan söylediği iddialarının Telegraph gazetesinde yayınlanmasının ardından 2012 yılında Enerji Bakanlığı görevinden; mahkemede suçunu itiraf etmesiyle de 2013’de milletvekilliğinden istifa etti.  Tecrübeli İngiliz siyasetçi, adaleti yanıltmaktan 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ehliyeti kaptırmamak için polise ‘küçük bir yalan’ söylemek, Huhne’un tüm siyasi kariyerine mal oldu. ‘Hukukun üstün ve bağımsız olduğu’ ülkelerde, kanunlara göre bir suç unsuru olduğu takdirde, suçu işleyen kişinin konumu/makamı mahkeme kararına etki edemiyor.

Arkadaşını yurtdışı seyahatlerine götürmesi bakanlıktan etti

Cameron hükümetinde Savunma Bakanlığı görevi sırasında Liam Fox’un, resmi bir ünvanı olmayan yakın arkadaşını (Adam Werrity) hükümet işlerinde kullandığı ve bu arkadışını yurtdışı seyahatlerine götürdüğü ortaya çıktı. Fox, medya ve muhalefetin yoğun baskısı sonucu 10 gün sonra, “bakanlık davranış kodlarına” uygunsuz hareket ettiği gerekçesiyle, savunma bakanlığı görevinden istifa etti. Ayrılık mektubunda Fox, “Hatalı bir şekilde, kişisel çıkarlarıyla hükümet içindeki faaliyetleri arasındaki çizginin bulanık hale gelmesine izin verdim." sözlerine yer verdi. Başbakan Cameron’ın, Fox’un görevinde kalması yönündeki çabası da bir fayda vermedi. İngiltere’de Başbakan’ın istek ve talepleri, bırakın kanunlar, ‘davranış kodları’ karşısında bile bir anlam ifade etmiyor, üstün gelemiyor.

Partnerinden iki oda kiralaması bakanlığını sona erdirdi

İngiliz parlamentosu 2006 yılında çıkardığı bir kuralla milletvekillerinin “partner veya eşlerinden mülk kiralamayı” yasakladı. David Laws, 2010’da iktidara gelen hükümette Hazine Bakanı olarak görev aldı. İngiliz siyasetçinin, birlikte yaşadığı partnerinden iki oda kiralayarak bunu parlamento harcaması olarak gösterdiği ortaya çıktı. Bunun üzerine Laws, ‘harcamalarda usulsüzlük yaptığı’ gerekçesiyle, 18 gün önce başladığı bakanlık görevine veda etmek zorunda kaldı. Vergi mükelleflerinin parasını kullanmada usulsüzlük yapmak -velev ki bu 1 sterlin olsun- İngiltere’de affı olmayan bir durum.

Ev kredisi miktarını fazla gösterince kabineye veda etti

Bağımsız Meclis Soruşturması Komisyonu, Maria Miller’in Londra’daki evi için aldığı kredi miktarını fazla gösterdiği ve finansal durumu ile ilgili bazı önemli detayları meclis denetiminden gizlediğini belirledi. Bundan dolayı Miller, 4 bin 800 sterlin geri ödeme ve meclis genel kurulunda milletvekilleri huzurunda ‘özür dileme’ cezasına çarptırıldı. Fakat bu cezalar, kamuoyunun istifa çağrılarını dindirmedi ve bayan siyasetçi Kültür Bakanlığı görevinden ayrılmaya mecbur kaldı. Başbakan Cameron, Miller’in görevinde kalması için çok uğraştı. Ancak meclis üyeleri, medya ve kamuoyunun yoğun baskısı karşısında istifa mektubunu kabul etmek zorunda kaldı. İngiltere’de bir siyasetçinin adı yolsuzluğa karışmaya görsün, ‘özgür basın’ istifa edinceye kadar  bu siyasetçinin peşini kesinlikle bırakmıyor. Çünkü burada söz konusu milletin hakkı…

Temizlikçisinin vizesinin olmadığını öğrenince istifasını sundu

Geçen Şubat ayında görevinden ayrılan Göçmenlik Bakanı Mark Harper’ın istifa sebebi ise evinde çalıştırdığı temizlikçinin çalışma vizesinin olmadığını öğrenmesi.  2007’de işe aldığı Kolombiyalı temizlikçi bayanın, 2012’den itibaren vizesiz şekilde İngiltere’de kaldığını öğrenen Harper, bu durumu hemen Başbakanlığa bildirerek istifa mektubunu sunar. İngiliz siyasetçi istifa mektubunda, göçmenlik bakanı olarak çalıştırdığı kişilerin durumunu daha dikkatli kontrol etmesi gerektiğini belirterek, “Bir işveren olarak yasaları çiğnemese de bulunduğum pozisyonu diğer kişilere göre daha yüksek standartlarda tutmalıydım.” ifadelerine yer verdi. İngiltere’deki siyasi kültür ve siyasi ahlak, Harper’ın bu şekilde ‘onurluca’ davranmasını gerektiriyordu.

Polise ‘ayak takımı’ dedi, üst düzey görevine veda etmek zorunda kaldı

Hükümetin koalisyon anlaşması çerçevesinde hareket etmesini sağlayan (Chief Whip) milletvekili Andrew Mitchell, makam aracı ‘bisikletiyle’ Başbakanlık Ofisi’nden ayrılırken kapıdaki güvenlik görevlisi, “Araç yolundan değil, yaya yolundan çıkınız” uyarısında bulunur. Polisin bu uyarısına Mitchell, “Ayak takımı, haddini bil. Devleti biz yönetiyoruz.” şeklinde cevap verir. Her ne kadar Mitchell bu suçlamaları kabul etmese de, medyanın baskısı sonucu üst düzey ‘Chief Whip’ görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Türkiye’de iktidar partisinin milletvekili ile böyle bir tartışmaya giren polisin başına ne gelirdi acaba? Demokrasinin kurumsallaştığı, hukuk karşısında herkesin eşit olduğu bir ülkede ise sonuç yukarıdaki gibi polisin değil, milletvekilinin istifasıyla sonuçlanıyor.

Paylaştığı tweet pahalıya mal oldu

Anamuhalefet İşçi Partili Gölge Adalet Bakanı Emily Thornberry, geçen ay yapılan ara seçim sırasında, seçim bölgesi Rochester'da bir evin önünde asılı duran 3 İngiliz bayrağının fotoğrafını 'Rochester'dan görüntü' yazarak sosyal medya hesabından paylaşması, milletvekilinin gölge bakanlığından istifa etmesinin sebebi oldu. İşçi partili vekilin Twitter’dan yaptığı söz konusu paylaşım 'değerlerle alay etmek' olarak değerlendirildi. Thornberry, istifasının ardından Twitter hesabından, “3 bayrak tarafından herhangi bir suça neden olduysam özür dilerim.” yazarak kamuoyundan özür diledi.

İngiltere’de adı yolsuzluğa veya iddialara karışan bir siyasetçinin, kim olursa olsun, koltuğunda oturmaya devam ettiği görülmemiş. İngiltere’de bakanlar, çok küçük usulsüzlüklerde bile, siyasi ahlak ve sorumlulukları çerçevesinde, istifa etmeyi bir onur sayıyor ve bu yola sıklıkla başvuruyor. Tabi bunda, tam anlamıyla işleyen “özgür medya ve bağımsız hukukun” da payı büyük. Türkiye’de yolsuzluklar ve iş güvenliği ihmalleri sonucu yüzlerce kişi hayatını kaybetme hadiseleri İngiltere’de yaşansaydı ne olurdu gerçekten?

Avrupa

Yorum